![]()
![]()
|
editörden 7 |
|
Selamünaleyküm Sevgili Dostlar.
Kurtuba Dergisi'nin yedinci sayısıyla, Ramazan ayının ikinci haftası huzurlarınızdayız. Ramazan'ın uhrevi havasından payımıza düşen paylaşma iştiyakını bu sene önceki yıllara nazaran daha üst seviyede hissediyoruz. Sadece ulusal değil, uluslarası boyuttaki yardımlaşma ülkemizin parlayan yıldızları sayesinde dünyanın bir çok bölgesinde yaşanıyor. Başta İHH olmak üzere, Kimse Yok mu ve Cansuyu bu yardım seferberliğinin başat aktörleri konumunda. Dünyanın neresinde bir yoksul, ezilmiş, dışlanmış görürse, anında yardımına koşan, kendisiyle gurur duyduğumuz İHH'ya temas etmek istiyoruz. Filistin'de, Çeçenistan'da, Keşmir'de, Kırım'da, Etiopya'da, Somali'de, nerede bir mazlum varsa anında yardım ulaştıran İHH, biz Türkiyeli Müslümanların gururu olmaya devam etmekte. Son olarak Pakistan'ın devlet başkanı General Müşerref'in yaptığı Lal Mescidi katliamında, yardıma muhtaç talebelere ilk ulaşan gene İHH olmuştu. Ümmetin gurur kaynağı İHH ile iftihar ediyoruz. Kurtuba Dergisi'nin bu sayısında bir süredir ara verdiğimiz Suphi Giz'in hazırlamış olduğu Endülüs Dosyası, "Şimdi Gemileri Yakın", dördüncü bölümüyle kaldığı yerden devam edecek. Yedinci sayımızın şairleri; Hatice Algın, Kübra Çomaklı ve Murat Soyak. Ayrıca denemeleriyle Kurtuba'ya katkıda bulunan yazarlarımız; Hares Yalçi, Cemal Kaya ve Yunus Emre Tozal birbirinden değerli çalışmalarıyla sizlerle olacak. Kurtuba'da bu hafta Şeref Akbaba yönetiminde yayın hayatına devam etmekte olan Ay Vakti Dergisi'nin hazırlamış olduğu Medeniyet Özel Sayısı'nın tanıtımını bulacaksınız. Türkiye'nin birbirinden kıymetli şair ve yazarlarının medeniyet tasavvurumuz hakkındaki konuşmalarını bir arada okuyabileceğiniz Ay Vakti Medeniyet Özel sayısını ısrarla tavsiye ediyoruz. Ayrıca bu hafta ilk bölümünü yayımlamaya başlayacağımızı duyurduğumuz Büyük Doğu Dosyası'nı özel sebeplerden ötürü yayımlayamıyoruz. Gecikmeli de olsa, Büyük Doğu Dosyası mümkün olan en kısa zamanda sayfalarımızda olacak.
Yeni sayılarda buluşmak ümidiyle. Saygılarımla efendim.
Selman Maltaş
iletişim ve yazı göndermek için gönderilen ürünler yayımlansın, yayımlanmasın iade edilmez
|
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
|
"şimdi gemileri yakın" 4 // Suphi Giz |
|
“şimdi gemileri yakın” 4 ithaf bütün bunlara rağmen, endülüs islâm medeniyetinin ilim, kültür ve sanat hayatı, batı ve islâm dünyasında unutulmaz tesirler meydana getirmiştir. endülüs medeniyetinin ilim ve kültür hayatının temel dinamiklerini kavramak, insanlığın ebedî olarak muhtaç olduğu ortak değerlerin anlaşılmasında önemli bir fonksiyon icra edecektir. (prof.dr. mehmet özdemir) tavaif-ül mülük dönemi (1031- 1090) emevi devletinin son yıllarında, fetih amacı olan islamı yayma fikrinde uzaklaşıldı. ahlaki bozulma başladı, zamanla asayişin sağlanması ve vatanseverliğin muhafazası tek amaç haline geldi. kurtuba dışında halifenin bir nüfuzu kalmadı. 1031 yılındaki iç karışıklıklar sebebiyle, endülüs emevi devleti'nin yönetiminde ortaya çıkan otorite boşluğunun doğal bir sonucu, endülüs siyasi olarak bir bölünme sürecine girdi. çeşitli bölgelerde irili ufaklı 20 küsür yerel hanedan bağımsızlıklarını ilan etti. içlerinden önemlileri: işbiliye civarında abbâdîler (arap-1023-1091), es-sağru'l-a'lâ bölgesinde tücîbîler ve hûdîler (arap-1040-1142), kurtuba’da cehverîler (1031-1069), tuleytula'da zünnûnîler (arap-1016-1085), batalyevs (badajoz) bölgesinde eftasîler (berberi-1022-1094), gırnata'da zîrîler (berberi-1010-1090) ve diğerleri. bunların her birinin bağımsız askleri gücü vardı ve her biri adına sikke (para) basıyordu. hatta herbirine bağlı yerel derebeylikler vardı. (üçüncü) hişam, taç ve saltanatı terk edince kurtuba’da ileri gelenler, eski hacip cevher’i kurtuba yönetimine seçtiler. cevher, hükümdarlık hukuku ile devlet işlerini yürütmek üzere bir meclis teşkil etti. kendisi de sadece bir oy hakkına sahipti. bir müddet sarayda da oturmadı. şeriat mahkemelerini yeniden düzenledi. tabiplik için özel sınavlar getirdi ve bunun için meşhur tabiblerden bir heyet teşkil etti. zahire depoları kurdu. mali olarak hesapların yıllık görülmesi sistemi getirdi. polis teşkilatı kurdu ve olayların kaydının tutlması kararlaştırdı. endülüs’te birliğin sağlanması için valiler kurtuba’ya çağrıldı. ancak olumlu cevap alınamaz ve iç savaşlar başladı.. 1031'de ehl-i beytten olan hammûdiler hilâfeti devam ettirmek istediler fakat başarılı olamadılar. kurtuba dışındaki şehirlerde ve bölgelerde nüfuzlu ailelerin merkezi yönetimi tanımayıp bağımsızlıklarını ilan etmeleri sonucunda endülüs’deki islâm hakimiyetinin parçalanma süreci belirginlenti. bu devletçiklerin arasındaki iktidar kavgaları müslümanların hıristiyanların karşısındaki durumlarını zora soktu ve ispanya’nın hıristiyanlar tarafından yeniden fethi (reconquista[1]) hareketi hız kazandı. dağlık astor bölgesinde toplanan hıristiyanlar, müslümanlara karşı hücuma geçti. 1085 yılında kastilya kralı alfonso’nun stratejik açıdan önemli bir konumu ve endülüs'ün en önemli ikinci büyük kenti olan toledo’yu ele geçirmesi müslümanların tehlikenin farkına varmaları için bir vesile oldu. 1086'da abbâdi hanedanından işbiliye meliki, kendilerini hıristiyan işgaline karşı korusun diye kuzey afrika murâbıtlar imparatorluğundan yardım istedi. oradan gelen kuvvetlere onüç endülüs meliki de katıldı. zeleka muharebesinde hıristiyan orduları imha edilerek, ispanya'da müslüman hâkimiyetinin ömrü uzadı. sonuç bu dönemde endülüs siyasi hayatının temel özelliği, emirlikler arasında yaşanan kıyasıya çatışmalar ve düşmandan birbirlerine karşı toprak-haraç karşılığında yardım almalar oldu. hıristiyan devletlerinin da güçlenmesine, dolayısıyla reconquista'nın hızlanmasına sebep oldu. islâm dünyasında bir çok büyük devletin akabinde kurulan küçük devletçiklerin[2] karakteristik özelliği[3], önce kendi aralarındaki mücadeleler ve sonra düşman tarafında yıkılmaları olmuştur. endülüs’teki mülük el-tavaif dönemi, müslümanların zararına oldu, müslüman halk büyük bir mağduriyet yaşadı ve zulme uğradı. bu siyasi bölünmeye rağmen endülüs'te medeniyet alanındaki yükseliş devam etti. bunun en önemli göstergesi hemen her şehrin bir kurtuba'ya dönüşmesi idi. edebiyat, astronomi, tıp, ve felsefe alanında önemli gelişmeler kaydedildi. [1] reconquista, endülüs döneminde iber yarımadasındaki hristiyanların müslümanların yarımadadaki varlıklarını ortadan kaldırma amaç ve çabalarına verilen addır. endülüs, ezelî doğu-batı mücâdelesinin haçlı seferlerine dönüşmesinde düşünce kaynağı ve haçlı seferlerinin ilk cephesidir. 1492 yılında son endülüs devletinin yıkılmasıyla başarıya ulaşan reconquista ispanyolca "geri fetih" anlamına gelir. [2] tavaif-i mülük, endülüs, abbasi ve anadolu'da kurulan müslüman şehir ve bölge devletlerinin adı. tavaif-i müluk, osmanlıca bir terkip olup, beyler topluluğu manasındadır. [3] örnek olarak abbasilerin yerine kurulan bu devletlerin isimleri ve kuruldukları yerler şunlardır: tolunoğulları (mısır), ihşitler (mısır), idrisoğulları (fas), aglebiler (tunus-cezayir), fatımiler (mısır), tahiroğulları (iran, horasan), safariler (iran’ın sistan bölgesi-maveraünnehir), samanoğulları (horasan, maverünnehir), hamdaniler (horasan), büveyhoğulları (iran). |
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
|
velut yürüyüş // Hatice Algın |
|
İnatlaş benimle Ey mezarımın emziği tarik! Oku! Parmaklıkların ardında tığ gibi Küflü beşiklerin Deşilmiş kitabelerin öfkesini… Çöp kokan bir mürekkebin Ekşittiği sokak kâğıtlarını Ve terleyen kalelerin Kilitlenen uzuvlarını…
Çapak çapak dökülürken biz Ölülere, ölülere… Bir yakarıştır bu!
Hiç boğulmamışım gibi Kırbacında hüznün Salkım saçak bir yokuşu yutarcasına Yırtık saçlarımın Kovaladığı çırağlarda Kül yiyişidir bu!
Üryansa dumanım Kabir soyuyorsa nefesimi Tül tül yürü ey kalem! Ör beni Oyuk ateşlerden de yanık Denizlere, denizlere…
Sürüngen ıslıklarla Tokmak tokmak bir kahır Yığılıyorsa kursağımıza Ucube kaldırımda salyaları akan Bir yıldırımı çiğnercesine Demlenir muhafız kuşlar…
Kanat kanat toprağı perdelerken biz
Ölüleri, ölüleri…
Bir kucaklayıştır bu…
|
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
|
yol gazeli // Murat Soyak |
|
dilden dile yankılanan ses gibi |
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
|
hıtta // Kübra Çomaklı |
|
Toprağı çekiyor üstüme |
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
|
ihtilal çanları // Cemal Kaya |
|
Hayallerin zorladığı bir beden, ab_ı hayata muhtaç bir kırba ve bomboş bir odada yarınlara şiirler okuyorum. Sesim kısık, ellerim titrek. Yarınlarıma çökmüş sisleri dağıtmaya çalışıyorum pervasızca. Alnımda geçmişin izleri, törpülerken prangalarımı, apansız ayrıklıklar sarıyor her yanımı. Kainat gecenin örtüsüne bürünürken, toprağa kulak verip, dünyanın aşk ile dönerken ki sızısına içimin buhranlarını katıştırıyorum. Ellerimi yıldızlara sürüp gönlüme götürüyor bir itminan, bir inşirah ve bir doğuş arıyorum sancısı yıllar evvel çekilmiş, ama elleri bomboş gerisin geri kalıveriyorum oracıkta. Kağıttan uçurtmalar yapıyorum özgürlüğe salınacak olan, ama rüzgar güllerim hareket dahi etmiyor. Ellerimi uçurtmamın ipleri kesmiş, gönlüm asi dalgalara boyun eğmiş, hayat ise hüzünlü fon müzikleri eşliğinde devam ediyor. En üst perdeden başlamak istediğim anda perdeler üstüne kapanıyor… Gönülleri yağmalayan birkaç söz düşüyor cebimden; gündüzleri meydanlarda slogan atıp, geceleri de annesinden masallar dinleyen bir çocuğun coğrafya defterine karalamalarından derlenen… Tozlu kitapların arasına düşülmüş bir iki cümle oluveriyorsun aniden, gözlerinin ışıltısını yakalıyorum kelimelerde. Enkazların arasında gül yetiştirdiğimiz günler geliyor aklıma, bir çiçeğin açışını hayretlere buladığımız gibi bulanıyorum. Son bir cümle oluyorum bir hastanın yatağında, incelikle seçilmiş ama hiç söylenmemiş, hiç tereddüt edilmeden dökülüveriyorum ve karışıyorum solunmak üzere beklenen havaya. Ömrüm kurumuş mürekkebin son çırpınışları olmasına rağmen soluğum bembeyaz güvercinlerin ağzındaki zeytin dalları kadar taze.... Biliyorum bembeyaz kağıda zifiri karanlık ancak geceleri çöker ve kağıdıma dizdiğim kelimelerle uçuyorum yanına usulca Bitmemiş bir yazıyı, ilham kuralığının seraplarına mahkum etmişim. Katliamlarımla vedalaşırken cebimde yarınlara sıkılmış bir merminin kovan ıduruyor. |
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
|
ay vakti dergisi - medeniyet özel sayısı |
|
Şehirleşmek, şehirde yaşamak, olgunlaşmak, ilerlemek gibi sözlük anlamlarının yanında bir çok terim anlamı içeren veya içi farklı anlamlarla doldurulan medeniyet, Ayvakti Dergisinin sekinci yılında özel bir sayıyla okuyucusuyla buluşturuluyor. Farklı başlıklar altında kırka yakın yazı, makale, deneme eserleri panel ve söyleşilerle süslenerek doyumsuz bir özel sayı ortaya çıktığını görüyoruz. Medeniyetin Anlamı ve Kaynakları ana başlığı altında Mustafa Aydın Medeniyet olgusu ve medeniyetler arası ilişkiler Recep Şentürk Açık medeniyet bir fıkıh medeniyeti olarak islam Bedri Gencer Dinden medeniyete batıdan doğuya İbrahim Halil Üçer Iki lisandan biri; yazı Metin Önal Mengüşoğlu Medeniyet tektir Işık Yanar Roman ve Medeniyet Nurullah Genç Kültür ve Medeniyet İlişkisi Üzerine Karşılaştırma Yöntemi Açısından Bir Yaklaşım Denemesi Şehir ve Medeniyet başlığı altında Necmettin Evci Şehirlerden medeniyete Perviz Manzur Şehrin ve Medeniyetin Ötesinde Röportaj: Turgut Cansever Şehir ve Medeniyet Üzerine Modern Uygarlık ve Krizleri başlığı altında Şaban Ali Düzgün Modern uygarlığın çatışmacı doğasını besleyen kökler Alev Erkilet Bilge Bir Sosyolog: Pitirim A. Sorokin'in Tarih Felsefesi ve Değişme Kuramı Röportaj Özdenören Medeniyet Dine Sarılarak İhya Olur Medeniyetler Çatışması mı? başlığı altında Şaban Ali Düzgün Bır şiddetin anatomisi müslümanlar ve latin batı dünyasının haçlı seferleri dönemindeki ilişkileri Cevat Özyurt Samuel Huntıngton’un “medeniyetler çatışması” tezinin eleştirisi Bayram Kaya Medeniyetler Çatışması mı Kültürel Faşizm mi Medeniyetimizden Yansıyanlar başlığı altında Mustafa Ağırman İslâm medeniyetinde cami Ali Rıza ÖzcanMedeniyetin kılıcı hüsn-i hat sanatı Ali Nar Edebiyatın İslamcası Mustafa Miyasoğlu Edebiyat geleneğimiz ve medeniyet anlayışımız Nurettin Durman Bir medeniyet tasavvuru olarak şiir Mustafa Kara Dervişlerimiz Ziya Kazıcı Osmanlılarda ilmi hayat eğitim ve öğretim Salih Zorlu Osmanlı medeniyetinde teknoloji algısı ve uygulamaları Röportaj Kutlu Sanat ve Medeniyet Üzerine İslam Medeniyeti’nin Geleceği? başlığı altında Ziyaüddin Serdar İslamı Yeniden Düşünmek Perviz Manzur İslam ve Modernitenin Krizi Panel Modernite ve İslami Yenilenme Panel Bir Medeniyet İddiamız Var mı Türk Düşüncesinde Medeniyet Algısı başlığı altında Sezai Küçük Anadolu’da bir cemal tecelisi Mevlana Selami Şimşek Medeniyetimizin Güleç Yüzlü Ereni: Nasreddin Hoca Mustafa Özçelik Mehmet Akif’in Batı’ya bakışı Eyüp Azlal Yahya Kemal’de medeniyet tahayyülü Bünyamin Duran Postseküler toplumda Bediüzzaman’ı yeniden okumak Muhittin Bilge Bir medeniyet perspektifi olarak diriliş düşüncesi Mehmet Akgül Erol Güngör ve ‘İslam’ın bugünkü meseleleri Şefik Memiş Fethi Gemuhluoğlu bir medeniyet muhyisi Erol Göka Türk’ün uygarlıkla imtihanı Mehmet Doğan Sözlük okuyucusunun notları gel de hicab etme Evet, başlıklardan ve içindekilerden de anlaşılacağı üzere çalakalem hazırlanmış bir özel sayı yerine üzerinde çalışılmış emek harcanmış güzel bir çalışma olduğu ortaya çıkmaktadır. Ayvakti’ ni bu çalışmadan ötürü tebrik eder, nice özel sayılar çıkarmasını temenni ederiz. Mustafa KÜÇÜKTEPE ayvakti@ayvakti.net |
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı