Kurtuba

Kurtuba

.:::: haftalık edebiyat kültür ve sanat seçkisi // her cuma ::::.

editörden 7

19/9/2007
Kategori: kurtuba 7

 

 editörden 7 

 

  

 

   Selamünaleyküm Sevgili Dostlar.

 

   Kurtuba Dergisi'nin yedinci sayısıyla, Ramazan ayının ikinci haftası huzurlarınızdayız. Ramazan'ın uhrevi havasından payımıza düşen paylaşma iştiyakını bu sene önceki yıllara nazaran daha üst seviyede hissediyoruz. Sadece ulusal değil, uluslarası boyuttaki yardımlaşma ülkemizin parlayan yıldızları sayesinde dünyanın bir çok bölgesinde yaşanıyor. Başta İHH olmak üzere, Kimse Yok mu ve Cansuyu bu yardım seferberliğinin başat aktörleri konumunda.

   Dünyanın neresinde bir yoksul, ezilmiş, dışlanmış görürse, anında yardımına koşan, kendisiyle gurur duyduğumuz İHH'ya temas etmek istiyoruz. Filistin'de, Çeçenistan'da, Keşmir'de, Kırım'da, Etiopya'da, Somali'de, nerede bir mazlum varsa anında yardım ulaştıran İHH, biz Türkiyeli Müslümanların gururu olmaya devam etmekte. Son olarak Pakistan'ın devlet başkanı General Müşerref'in yaptığı Lal Mescidi katliamında, yardıma muhtaç talebelere ilk ulaşan gene İHH olmuştu. Ümmetin gurur kaynağı İHH ile iftihar ediyoruz.

   Kurtuba Dergisi'nin bu sayısında bir süredir ara verdiğimiz Suphi Giz'in hazırlamış olduğu Endülüs Dosyası, "Şimdi Gemileri Yakın", dördüncü bölümüyle kaldığı yerden devam edecek.

   Yedinci sayımızın şairleri; Hatice Algın, Kübra Çomaklı ve Murat Soyak. Ayrıca denemeleriyle Kurtuba'ya katkıda bulunan yazarlarımız; Hares Yalçi, Cemal Kaya ve Yunus Emre Tozal birbirinden değerli çalışmalarıyla sizlerle olacak. Kurtuba'da bu hafta Şeref Akbaba yönetiminde yayın hayatına devam etmekte olan Ay Vakti Dergisi'nin hazırlamış olduğu Medeniyet Özel Sayısı'nın tanıtımını bulacaksınız. Türkiye'nin birbirinden kıymetli şair ve yazarlarının medeniyet tasavvurumuz hakkındaki konuşmalarını bir arada okuyabileceğiniz Ay Vakti Medeniyet Özel sayısını ısrarla tavsiye ediyoruz. Ayrıca bu hafta ilk bölümünü yayımlamaya başlayacağımızı duyurduğumuz Büyük Doğu Dosyası'nı özel sebeplerden ötürü yayımlayamıyoruz. Gecikmeli de olsa, Büyük Doğu Dosyası mümkün olan en kısa zamanda sayfalarımızda olacak.

 

   Yeni sayılarda buluşmak ümidiyle.

   Saygılarımla efendim.

 

 

 

Selman Maltaş

 

 

iletişim ve yazı göndermek için

kurtubadergi@gmail.com

gönderilen ürünler yayımlansın, yayımlanmasın iade edilmez

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

“şimdi gemileri yakın” 4

19/9/2007
Kategori: kurtuba 7

 

 "şimdi gemileri yakın" 4  //  Suphi Giz

 

 

“şimdi gemileri yakın” 4

 

ithaf

bütün bunlara rağmen, endülüs islâm medeniyetinin ilim, kültür ve sanat hayatı, batı ve islâm dünyasında unutulmaz tesirler meydana getirmiştir. endülüs medeniyetinin ilim ve kültür hayatının temel dinamiklerini kavramak, insanlığın ebedî olarak muhtaç olduğu ortak değerlerin anlaşılmasında önemli bir fonksiyon icra edecektir. (prof.dr. mehmet özdemir)

 

tavaif-ül mülük dönemi (1031- 1090)

emevi devletinin son yıllarında, fetih amacı olan islamı yayma fikrinde uzaklaşıldı. ahlaki bozulma başladı, zamanla asayişin sağlanması ve vatanseverliğin muhafazası tek amaç haline geldi. kurtuba dışında halifenin bir nüfuzu kalmadı.       

1031 yılındaki iç karışıklıklar  sebebiyle, endülüs emevi devleti'nin yönetiminde ortaya çıkan otorite boşluğunun doğal bir sonucu, endülüs siyasi olarak bir bölünme sürecine girdi. çeşitli bölgelerde irili ufaklı 20 küsür yerel hanedan bağımsızlıklarını ilan etti. içlerinden önemlileri: işbiliye civarında abbâdîler (arap-1023-1091), es-sağru'l-a'lâ bölgesinde tücîbîler ve hûdîler (arap-1040-1142), kurtuba’da cehverîler (1031-1069), tuleytula'da zünnûnîler (arap-1016-1085), batalyevs (badajoz) bölgesinde eftasîler (berberi-1022-1094), gırnata'da zîrîler (berberi-1010-1090) ve diğerleri. bunların her birinin bağımsız askleri gücü vardı ve her biri adına sikke (para) basıyordu. hatta herbirine bağlı yerel derebeylikler vardı.

 

(üçüncü) hişam, taç ve saltanatı terk edince kurtuba’da ileri gelenler, eski hacip cevher’i kurtuba yönetimine seçtiler. cevher, hükümdarlık hukuku ile devlet işlerini yürütmek üzere bir meclis teşkil etti. kendisi de sadece bir oy hakkına sahipti. bir müddet sarayda da oturmadı. şeriat mahkemelerini yeniden düzenledi. tabiplik için özel sınavlar getirdi ve bunun için meşhur tabiblerden bir heyet teşkil etti. zahire depoları kurdu. mali olarak hesapların yıllık görülmesi sistemi getirdi. polis teşkilatı kurdu ve olayların kaydının tutlması kararlaştırdı. endülüs’te birliğin sağlanması için valiler kurtuba’ya çağrıldı. ancak olumlu cevap alınamaz ve iç savaşlar başladı.. 1031'de ehl-i beytten olan hammûdiler hilâfeti devam ettirmek istediler fakat başarılı olamadılar.

 

kurtuba dışındaki şehirlerde ve bölgelerde nüfuzlu ailelerin merkezi yönetimi tanımayıp bağımsızlıklarını ilan etmeleri sonucunda endülüs’deki islâm hakimiyetinin parçalanma süreci belirginlenti. bu devletçiklerin arasındaki iktidar kavgaları müslümanların hıristiyanların karşısındaki durumlarını zora soktu ve ispanya’nın hıristiyanlar tarafından yeniden fethi (reconquista[1]) hareketi hız kazandı.

 

dağlık astor bölgesinde toplanan hıristiyanlar, müslümanlara karşı hücuma geçti. 1085 yılında kastilya kralı alfonso’nun stratejik açıdan önemli bir konumu ve endülüs'ün en önemli ikinci büyük kenti olan toledo’yu ele geçirmesi müslümanların tehlikenin farkına varmaları için bir vesile oldu.

 

1086'da abbâdi hanedanından işbiliye meliki, kendilerini hıristiyan işgaline karşı korusun diye kuzey afrika murâbıtlar imparatorluğundan yardım istedi. oradan gelen kuvvetlere onüç endülüs meliki de katıldı. zeleka muharebesinde hıristiyan orduları imha edilerek, ispanya'da müslüman hâkimiyetinin ömrü uzadı.

 

sonuç

bu dönemde endülüs siyasi hayatının temel özelliği, emirlikler arasında yaşanan kıyasıya çatışmalar ve düşmandan birbirlerine karşı toprak-haraç karşılığında yardım almalar oldu. hıristiyan devletlerinin da güçlenmesine, dolayısıyla reconquista'nın hızlanmasına sebep oldu.

 

islâm dünyasında bir çok büyük devletin akabinde kurulan küçük devletçiklerin[2] karakteristik özelliği[3], önce kendi aralarındaki mücadeleler ve sonra düşman tarafında yıkılmaları olmuştur. endülüs’teki mülük el-tavaif dönemi, müslümanların zararına oldu, müslüman halk büyük bir mağduriyet yaşadı ve zulme uğradı.

 

bu siyasi bölünmeye rağmen endülüs'te medeniyet alanındaki yükseliş devam etti. bunun en önemli göstergesi hemen her şehrin bir kurtuba'ya dönüşmesi idi. edebiyat, astronomi, tıp, ve felsefe alanında önemli gelişmeler kaydedildi.

 



[1] reconquista, endülüs döneminde iber yarımadasındaki hristiyanların müslümanların yarımadadaki varlıklarını ortadan kaldırma amaç ve çabalarına verilen addır. endülüs, ezelî doğu-batı mücâdelesinin haçlı seferlerine dönüşmesinde düşünce kaynağı ve haçlı seferlerinin ilk cephesidir. 1492 yılında son endülüs devletinin yıkılmasıyla başarıya ulaşan reconquista ispanyolca "geri fetih" anlamına gelir.

[2] tavaif-i mülük, endülüs, abbasi  ve anadolu'da kurulan müslüman şehir ve bölge devletlerinin adı. tavaif-i müluk, osmanlıca bir terkip olup, beyler topluluğu manasındadır.

[3] örnek olarak abbasilerin yerine kurulan bu devletlerin isimleri ve kuruldukları yerler şunlardır: tolunoğulları (mısır), ihşitler (mısır), idrisoğulları (fas), aglebiler (tunus-cezayir), fatımiler (mısır), tahiroğulları (iran, horasan), safariler (iran’ın sistan bölgesi-maveraünnehir), samanoğulları (horasan, maverünnehir), hamdaniler (horasan),  büveyhoğulları (iran).

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

velut yürüyüş

19/9/2007
Kategori: kurtuba 7

 

  velut yürüyüş  //  Hatice Algın

 

İnatlaş benimle

Ey mezarımın emziği tarik!

Oku!

Parmaklıkların ardında tığ gibi

Küflü beşiklerin

Deşilmiş kitabelerin öfkesini…

Çöp kokan bir mürekkebin

Ekşittiği sokak kâğıtlarını

Ve terleyen kalelerin

Kilitlenen uzuvlarını…

 

Çapak çapak dökülürken biz

Ölülere, ölülere…

Bir yakarıştır bu!

 

Hiç boğulmamışım gibi

Kırbacında hüznün

Salkım saçak bir yokuşu yutarcasına

Yırtık saçlarımın

Kovaladığı çırağlarda

Kül yiyişidir bu!

 

Üryansa dumanım

Kabir soyuyorsa nefesimi

Tül tül yürü ey kalem!

Ör beni

Oyuk ateşlerden de yanık

Denizlere, denizlere…

 

Sürüngen ıslıklarla

Tokmak tokmak bir kahır

Yığılıyorsa kursağımıza

Ucube kaldırımda salyaları akan

Bir yıldırımı çiğnercesine

Demlenir muhafız kuşlar…

 
Kanat kanat toprağı perdelerken biz
 
Ölüleri, ölüleri…
 
Bir kucaklayıştır bu…
 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

yol gazeli

19/9/2007
Kategori: kurtuba 7

 

 yol gazeli  //  Murat Soyak

 

 

dilden dile yankılanan ses gibi
ayan olsun varlığımız ay gibi

arı çiçek çiçek bal sevdasında
ötelerden haber ver bahar gibi

bir elinde kitap bir elinde gül
ayrılık derdiyle yandı ney gibi

susmanın vebal olduğu bilinsin
söylemenin vaktidir yunus gibi

ölüm bir geçit sonsuzluğu kuşan
hayatın künhüne er derviş gibi

her vakitte diri tut yüreğini
peygamber izinde sahabe gibi

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hıtta

19/9/2007
Kategori: kurtuba 7

 

 hıtta  //  Kübra Çomaklı

 

 

Toprağı çekiyor üstüme
Yılanı derisinden ayırır gibi bir bedel ödüyorum
Nasibimi almaya geldim
Zarfların hepsi açık
Ey gafur ey tanrım
Bütün kir yığışımlarından arındır
Bir cenin tazeliğinde
Varlığın rahmine geri gönder
Derle topla ört beni
Kulaklarım senden gayrisine sığ
Gözlerim başkasına muğlak
Bu pelte bu canhıraş
Bu çiğ ruhuma
Ve ahraz kalbime bir medet
Ne kadar sahte yanım varsa yok et
Eğ bük kes
Doğra yak azalt! Saydamlaştır beni
Secde ederek giriyorum kapından
Hıtta! Hıtta!
Mağfiret dileniyorum
Bakma neşterli yüzüme ey vedud
Ellerim alaz, ağılı ekşim
Korkarım sevgine helal gelmesin
Üfunetim, ihanetim ağır
Akıbetimi görüyorum
Sulandı darağacım
Yağlandı urgan
İşte Azrailli öpüyorum
Şimdi isminin gölgesindeyim ya rahim
Bunu bilmem neyi değiştirir ki
Biliyor ve biliyorum, olabilir
Affım ancak seninledir
Sana geliyorum
Beni kendime beni kendime
Beni kendine getir!

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ihtilal çanları

19/9/2007
Kategori: kurtuba 7

 

 ihtilal çanları  //  Cemal Kaya

 

 

   Hayallerin zorladığı bir beden, ab_ı hayata muhtaç bir kırba ve bomboş bir odada yarınlara şiirler okuyorum. Sesim kısık, ellerim titrek. Yarınlarıma çökmüş sisleri dağıtmaya çalışıyorum pervasızca. Alnımda geçmişin izleri, törpülerken prangalarımı, apansız ayrıklıklar sarıyor her yanımı. Kainat gecenin örtüsüne bürünürken, toprağa kulak verip, dünyanın aşk ile dönerken ki sızısına içimin buhranlarını katıştırıyorum. Ellerimi yıldızlara sürüp gönlüme götürüyor bir itminan, bir inşirah ve bir doğuş arıyorum sancısı yıllar evvel çekilmiş, ama elleri bomboş gerisin geri kalıveriyorum oracıkta. Kağıttan uçurtmalar yapıyorum özgürlüğe salınacak olan, ama rüzgar güllerim hareket dahi etmiyor. Ellerimi uçurtmamın ipleri kesmiş, gönlüm asi dalgalara boyun eğmiş, hayat ise  hüzünlü fon müzikleri eşliğinde devam ediyor. En üst perdeden başlamak istediğim anda perdeler üstüne kapanıyor…

   Gönülleri yağmalayan birkaç söz düşüyor cebimden; gündüzleri meydanlarda slogan atıp, geceleri de annesinden masallar dinleyen bir çocuğun coğrafya defterine karalamalarından derlenen…

   Tozlu kitapların arasına düşülmüş bir iki cümle oluveriyorsun aniden, gözlerinin ışıltısını yakalıyorum kelimelerde. Enkazların arasında gül yetiştirdiğimiz günler geliyor aklıma, bir çiçeğin açışını hayretlere buladığımız gibi bulanıyorum. Son bir cümle oluyorum bir hastanın yatağında, incelikle seçilmiş ama hiç söylenmemiş, hiç tereddüt edilmeden dökülüveriyorum ve karışıyorum solunmak üzere beklenen havaya.

   Ömrüm kurumuş mürekkebin son çırpınışları olmasına rağmen soluğum bembeyaz güvercinlerin ağzındaki zeytin dalları kadar taze.... Biliyorum bembeyaz kağıda zifiri karanlık ancak geceleri çöker ve kağıdıma dizdiğim kelimelerle uçuyorum yanına usulca

Bitmemiş bir yazıyı, ilham kuralığının seraplarına mahkum etmişim. Katliamlarımla vedalaşırken cebimde yarınlara sıkılmış bir merminin kovan ıduruyor.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ay vakti dergisi - medeniyet özel sayısı

19/9/2007
Kategori: kurtuba 7

 

 ay vakti dergisi - medeniyet özel sayısı

 

 

Şehirleşmek, şehirde yaşamak, olgunlaşmak, ilerlemek gibi sözlük anlamlarının yanında bir çok terim anlamı içeren veya içi farklı anlamlarla doldurulan medeniyet, Ayvakti Dergisinin sekinci yılında özel bir sayıyla okuyucusuyla buluşturuluyor. Farklı başlıklar altında kırka yakın yazı, makale, deneme eserleri panel ve söyleşilerle süslenerek doyumsuz bir özel sayı ortaya çıktığını görüyoruz.

Medeniyetin Anlamı ve Kaynakları ana başlığı altında

Mustafa Aydın Medeniyet olgusu ve medeniyetler arası ilişkiler

Recep Şentürk Açık medeniyet bir fıkıh medeniyeti olarak islam

Bedri Gencer Dinden medeniyete batıdan doğuya

İbrahim Halil Üçer Iki lisandan biri; yazı

Metin Önal Mengüşoğlu Medeniyet tektir

Işık Yanar Roman ve Medeniyet

Nurullah Genç Kültür ve Medeniyet İlişkisi Üzerine Karşılaştırma Yöntemi Açısından Bir Yaklaşım Denemesi

 

Şehir ve Medeniyet başlığı altında

Necmettin Evci Şehirlerden medeniyete

Perviz Manzur Şehrin ve Medeniyetin Ötesinde

Röportaj: Turgut Cansever Şehir ve Medeniyet Üzerine

 

Modern Uygarlık ve Krizleri başlığı altında

Şaban Ali Düzgün Modern uygarlığın çatışmacı doğasını besleyen kökler

Alev Erkilet Bilge Bir Sosyolog: Pitirim A. Sorokin'in Tarih Felsefesi ve Değişme Kuramı

Röportaj Özdenören Medeniyet Dine Sarılarak İhya Olur

 

Medeniyetler Çatışması mı? başlığı altında

Şaban Ali Düzgün Bır şiddetin anatomisi müslümanlar ve latin batı dünyasının haçlı seferleri dönemindeki ilişkileri

Cevat Özyurt Samuel Huntıngton’un “medeniyetler çatışması” tezinin eleştirisi

Bayram Kaya Medeniyetler Çatışması mı Kültürel Faşizm mi

 

 

Medeniyetimizden Yansıyanlar başlığı altında

Mustafa Ağırman İslâm medeniyetinde cami

Ali Rıza ÖzcanMedeniyetin kılıcı hüsn-i hat sanatı

Ali Nar Edebiyatın İslamcası

Mustafa Miyasoğlu Edebiyat geleneğimiz ve medeniyet anlayışımız

Nurettin Durman Bir medeniyet tasavvuru olarak şiir

Mustafa Kara Dervişlerimiz

Ziya Kazıcı Osmanlılarda ilmi hayat eğitim ve öğretim

Salih Zorlu Osmanlı medeniyetinde teknoloji algısı ve uygulamaları

Röportaj Kutlu Sanat ve Medeniyet Üzerine

 

İslam Medeniyeti’nin Geleceği? başlığı altında

Ziyaüddin Serdar İslamı Yeniden Düşünmek

Perviz Manzur İslam ve Modernitenin Krizi

Panel Modernite ve İslami Yenilenme

Panel Bir Medeniyet İddiamız Var mı

 

Türk Düşüncesinde Medeniyet Algısı başlığı altında

Sezai Küçük Anadolu’da bir cemal tecelisi Mevlana

Selami Şimşek Medeniyetimizin Güleç Yüzlü Ereni: Nasreddin Hoca

Mustafa Özçelik Mehmet Akif’in Batı’ya bakışı

Eyüp Azlal Yahya Kemal’de medeniyet tahayyülü

Bünyamin Duran Postseküler toplumda Bediüzzaman’ı yeniden okumak

Muhittin Bilge Bir medeniyet perspektifi olarak diriliş düşüncesi

Mehmet Akgül Erol Güngör ve ‘İslam’ın bugünkü meseleleri

Şefik Memiş Fethi Gemuhluoğlu bir medeniyet muhyisi

Erol Göka Türk’ün uygarlıkla imtihanı

Mehmet Doğan Sözlük okuyucusunun notları gel de hicab etme

 

Evet, başlıklardan ve içindekilerden de anlaşılacağı üzere çalakalem hazırlanmış bir özel sayı yerine üzerinde çalışılmış emek harcanmış güzel bir çalışma olduğu ortaya çıkmaktadır. Ayvakti’ ni bu çalışmadan ötürü tebrik eder, nice özel sayılar çıkarmasını temenni ederiz.

 

Mustafa KÜÇÜKTEPE

 

 

 www.ayvakti.net

ayvakti@ayvakti.net

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Subscribe to edebiyatakademi
Powered by groups.yahoo.com