Güne öksüz bir kentin geceden kalma sabahı... yağmurlara ağlayan bulut hamallığındaki yüreğiyle tozlu akşamları bekleyen o şehir O şehir işte, bir akrebin kıskacına emanet etmiş sevdasını da "aşk"a zehirlenmiş oracıkta.. Sonu olmayan bir masala dönüşmüş gözleri birden uzun uzadıya sararmış bakışları vuslata bîhaber bir dalın ucunda ellerinden renk alan bu dalı kanadıkça sıkıyormuş sıktıkça diriliyormuş o mezar... O mezar işte, örümcekten bozma kefenlerin masumiyetin "acz"ine giydirdiği tek mahzen..
Bakma öyle güneşim kamaştırma beni suçumu saçlarımda akladım ben geçmişi giyindikçe geleceğe ancak soyunuyorum çaresizliğim üşütmüyor koyduğum noktalarda kar oluyorum belki ondandır titreyişlerim. Ve gece sesini yitirmiş baktım sende bakışlarına giydirmelisin dedi harfleri oysa hayattan kopardığım kâğıtlar kadar buruşuk dökülüyor yüzüm aynalara artık ve artık bir kelebeğin kanatları kadar naif kanıyor korkularım...
Şehrim! sensiz... nisan uğramaz sahraların Leylâ'sı gözlerim martıların korkusuz kanatlarından döküyorum ağıtlarımı Minarelere dar gelen selâlar damgalıyor ellerimi ve firkatler tütsüleşiyor Meryem'lerin kırağı çalan umutlarında İsa'lara gökleri lâmekân eyleyen...
sessiz... bir zehra vâveylâsı yankılanıyor yamaçlarımda aylakça gezen kavî ölümlere sürtünerek yok oluyor bu kadar kısa mı diyorum ! tırnaklarınızdan kayar cesediniz bu kadar kolay mı ?
çaresiz... Kartallar bülbül doğarsa bir güne güllerden sorulmaz artık şiirlerin usâresi Zihinleri yobazlığın yorgun yüzünde çürüyenler görüşlerine biçilen "lâl"lerce bakışlarından olurlar ve bu şehre göç vermekten yorgun düşer kuşlarım kurşun sıkar düşlerime gece yoksan şehirsizim...
Yazan: bünyamin kızılkaya
kurtuba çalışmalarınızı ve verilen emek ile hasasiyetlerinizden dolayı sizleri tebrik eder ve bu gayretinizin devamı için bütün samimiyetimle duacınız ve takipçiniz olmaya devam edeceğim. Saygı ve selamlarımla
Bağlanti ::
::